Olumsuzlarda S takısı gelir mi ?

Ece

New member
Olumsuzlarda S Takısı Gelir mi?

İngilizce öğrenmeye başlayan hemen herkesin yolu bir noktada aynı soruya çıkar: “Olumsuz cümlede fiile yine de -s takısı gelir mi?” Bu soru ilk bakışta küçük görünür ama sınıfta en çok hata yapılan konulardan biridir. Çünkü insan zihni bazen fazla iyi niyetlidir. Bir yerde “he, she, it” görünce otomatik olarak fiilin sonuna “-s” yapıştırmak ister. Adeta refleks hâline gelir. İngilizce de bazen tam bu noktada kolunu tutup sakin bir sesle şunu söyler: “Dur bakalım, o kadar da acele etme.”

Aslında kural oldukça nettir. Fakat mesele yalnızca ezber yapmak değildir. Mantığı kavrayınca konu kendiliğinden oturur. Çünkü dil bilgisi, özellikle temel seviyede, çoğu zaman trafik kuralları gibidir. Kırmızı ışıkta durursunuz, çünkü düzen öyle kurulmuştur. Kimse kavşağın ortasında “Ben bugün farklı düşünüyorum” diyemez. Derse belki denir ama sınav kâğıdı aynı özgürlüğü tanımaz.

Önce Temel Kuralı Netleştirelim

Simple Present Tense yani geniş zamanda olumlu cümle kurarken “he, she, it” öznelerinde fiile genellikle “-s” veya “-es” takısı gelir.

Örneğin:

* He plays football.

* She works hard.

* It rains a lot.

Buraya kadar her şey sakin ilerler. Hatta insan bir noktadan sonra özgüven kazanır. “Tamam” der, “olayı çözdüm.” İşte İngilizce tam burada küçük bir ters köşe yapar.

Cümleyi olumsuz hâle getirdiğinizde işin içine “does not” yani kısa kullanımıyla “doesn’t” girer. Ve o andan itibaren fiilin sonundaki “-s” görevden alınır.

Doğru kullanım şöyledir:

* He does not play football.

* She doesn’t work hard.

* It doesn’t rain much.

Yani “does” yardımcı fiili zaten o “-s” görevini üstlenmiş olur. Bu nedenle ana fiil sade hâline döner.

Kısacası:

* He plays

ama

* He doesn’t play

İngilizce burada aynı işi iki kez yaptırmaz. Bürokrasi sevmez demek isterdim ama bazı phrasal verb’lere bakınca bundan çok da emin olamıyoruz.

Neden S Takısı Kayboluyor?

Bu sorunun mantığını anlamak için cümlede görev paylaşımına bakmak gerekir. Olumlu cümlede zaman ve kişi bilgisi doğrudan ana fiilin üzerindedir.

Örneğin:

* She sings.

Buradaki “-s” eki bize öznenin üçüncü tekil şahıs olduğunu söyler.

Fakat olumsuz cümlede yardımcı fiil devreye girer:

* She does not sing.

Burada kişi bilgisini artık “does” taşımaktadır. Bu yüzden ana fiil yeniden yalın hâle döner. İngilizce sisteminde aynı yükü iki kelimenin birlikte taşıması istenmez.

Yanlış örnek:

* She doesn’t sings.

Bu kullanım kulağa İngilizce bilen biri için oldukça tuhaf gelir. Çünkü cümlede iki ayrı yerde aynı işaret verilmiş olur. Bir nevi aynı formu iki kez doldurmak gibi düşünün. Memur masasında biri mutlaka “Bu zaten yukarıda yazılmış” derdi.

En Sık Yapılan Hatalar

İngilizce öğrenenlerin en sık yaptığı hata, olumsuz yapıda yardımcı fiili doğru kullanıp fiile de alışkanlıkla “-s” eklemektir.

Örneğin:

* He doesn’t likes coffee.

* She doesn’t goes to school.

* It doesn’t works.

Bunların tamamı yanlıştır.

Doğru hâlleri:

* He doesn’t like coffee.

* She doesn’t go to school.

* It doesn’t work.

Burada dikkat edilmesi gereken şey şudur: “does” zaten üçüncü tekil şahıs bilgisini taşıdığı için fiilin ekstra süslenmesine gerek yoktur. Fiil sade kalır.

Aslında bu hata çok anlaşılır bir hatadır. Çünkü öğrenci beyninde şu bağlantı oluşur:

“He = fiile s gelir.”

Normal şartlarda doğru düşüncedir. Fakat yardımcı fiil devreye girdiğinde sistem değişir. İngilizce biraz da budur zaten. Kuralları sever ama her kuralı her yerde kullanmanıza izin vermez.

Do ve Does Meselesi

Konunun tam anlaşılması için “do” ve “does” ayrımını da bilmek gerekir.

* I, you, we, they → do / don’t

* He, she, it → does / doesn’t

Örnekler:

* They do not work here.

* We don’t watch TV.

* He doesn’t drive fast.

* She does not eat meat.

Burada yine aynı mantık geçerlidir. Yardımcı fiil görev aldıysa ana fiil yalın olur.

Şöyle düşünmek mümkündür:

Olumlu cümlede:

* He works.

Olumsuz cümlede:

* He does not work.

Sanki “-s” eki fiilden ayrılıp yardımcı fiile taşınmış gibidir. Teknik olarak tam böyle anlatılmaz belki ama öğrenme aşamasında mantığı oldukça kolaylaştırır.

Soru Cümlelerinde de Aynı Durum Geçerli

İş sadece olumsuz cümleyle sınırlı değildir. Soru cümlelerinde de aynı sistem çalışır.

Yanlış:

* Does she likes music?

Doğru:

* Does she like music?

Çünkü burada da kişi bilgisini taşıyan yapı “does” olmuştur. Fiil yine sadeleşir.

Benzer şekilde:

* Does he play football?

* Does it work properly?

* Does she know you?

Görüldüğü gibi “does” geldikten sonra fiilin üzerine yeniden “-s” koyulmaz.

Bu konu bazen küçük görünür ama konuşma ve yazım kalitesini doğrudan etkiler. Özellikle temel seviyede yapılan bu hata, karşı tarafın dikkatini hemen çeker. İngilizce bilen biri bazen cümlenin tamamını unutabilir ama yanlış yerde duran bir “-s” harfi hafızada kalır. Küçük ama etkili bir ayrıntıdır.

Dil Öğrenirken Refleksleri Yönetmek

Dil öğrenmenin ilginç taraflarından biri de şudur: İnsan bazı kuralları öğrendikçe onları her yere uygulamak ister. Bu oldukça doğal bir süreçtir. Çünkü zihin örüntü kurmaya çalışır.

Mesela öğrenci şunu öğrenir:

“He, she, it + s”

Sonra her cümlede bu kuralı kullanmaya başlar. Bir noktadan sonra ortaya şöyle şeyler çıkar:

* She doesn’t eats.

* He doesn’t knows.

* It doesn’t rains.

Aslında burada hata bilgisizlikten değil, fazla heyecandan doğar. Öğrenci kuralı unutmaz; tam tersine fazla sahiplenir. İngilizce ise bazen ölçülü davranmayı ister. Gereken yerde ek gelir, gereken yerde geri çekilir.

Dil öğrenirken en önemli şeylerden biri de budur zaten: Kuralları ezberlemek kadar, hangi durumda geri planda kalacaklarını bilmek.

Sonuç

“Olumsuzlarda s takısı gelir mi?” sorusunun cevabı nettir: Hayır, gelmez. Eğer cümlede “does not” ya da “doesn’t” kullanılıyorsa ana fiil yalın hâlde kalır.

Doğru kullanım:

* He doesn’t play.

* She doesn’t know.

* It doesn’t work.

Yanlış kullanım:

* He doesn’t plays.

* She doesn’t knows.

* It doesn’t works.

Bu kural ilk başta küçük bir ayrıntı gibi görünse de İngilizce temelini sağlam kurmak açısından oldukça önemlidir. Çünkü dilde akıcılık çoğu zaman büyük kelimelerden değil, küçük hataları azaltmaktan geçer.

Üstelik dürüst olmak gerekirse İngilizce bazen insanı özellikle bu tür ayrıntılarla sınar. Tam her şeyi çözdüğünüzü düşünürken karşınıza minicik bir “-s” çıkar ve bütün cümlede en çok onu konuşursunuz. Dillerin biraz karakteri varsa, İngilizcenin karakterinde kesinlikle böyle küçük oyunlar vardır.
 
Üst