Nergis çiçeği ne sever ?

Simge

New member
Nergis Çiçeği Ne Sever? Bir Hikâye Üzerinden Erkek ve Kadın Bakış Açılarının Keşfi

Bir sabah, köyün en güzel bahçesinde, toprakla barışık bir nergis çiçeği varmış. Adı “Serap”tır, çünkü herkes ona bakarken, adeta bir hayal gibi parıldadığını söylerdi. Fakat Serap, çevresindeki dünyadan memnun değildi. Hep bir şey eksikti; güneş ışığı mı, su mu, belki de doğru kalpte yer bulamamıştı.

Serap’ın yaşadığı bu yalnızlık, ona her gün bir soru sormasına yol açıyordu: "Nergis çiçeği ne sever?" Bir gün, sabah güneşiyle birlikte, iki farklı kişi bahçeye doğru yürüdü. İlk gelen, Hasan’dı, köyün en iyi çiftçisiydi ve doğa ile ilişkisi tamamen pragmatik, çözüm odaklıydı. Diğeriyse Ayşe, köyde herkesin dertleşmeye gittiği bir kadındı; yumuşak kalbi ve derin empatisiyle, herkesin içindeki duyguları okuyabilirdi. İşte, bu iki insan, Serap’ın sorusuna farklı bakış açılarıyla cevap aramaya koyulacaklardı.

Hasan’ın Bakış Açısı: Çözüm Odaklı Bir Yaklaşım

Hasan, bahçeye girdiği anda, her şeyin işlevsel olduğunu görmek istiyordu. Serap’ı inceledi. “Bir nergis ne ister, ne sevmeli?” diye düşünerek yere doğru eğildi. Çiftçilik hayatında öğrendiği en önemli şeylerden biri, her bitkinin doğru koşullara ihtiyacı olduğuydu. Nergis, suyu, güneşi ve toprağı seviyor, ama bunları her zaman dengede tutmak gerekirdi. "Açması için daha fazla su gerek," dedi kendi kendine.

Hasan’ın bakış açısı, bir çözüm bulmak üzerine kuruluydu. Kendi yaşadığı deneyimlerinden yola çıkarak, Serap’ı en iyi nasıl büyütebileceğini çözmeye çalıştı. Toprağın pH seviyesini ölçtü, su miktarını artırdı ve güneşin düşüşünü hesaplayarak, ona en verimli olan alanı belirledi. “Doğru bakım, doğru sonuç demektir,” diyerek, basit ama etkili bir çözüm sunuyordu.

Hasan için Serap, bir işti; onu büyütmek ve en güzel şekilde açmasını sağlamak, doğanın ona sunduğu bir görevdi. İşlerin düzgün gitmesi için her şeyin doğru olması gerektiğini biliyordu. Herhangi bir duygusal yaklaşım onun çözüm sürecine dahil olamazdı.

Ayşe’nin Bakış Açısı: İlişkisel ve Empatik Bir Yaklaşım

Ayşe, Hasan’ın hemen ardından bahçeye geldi. Ayaklarını toprağa bastıkça, Serap’ı fark etti. Gözlerinde bir parıltı vardı, ama bu parıltı sadece güneşten gelen bir ışık değildi. O, Serap’ın yalnızlığına tanıklık eden bir bakıştı. Ayşe, bitkilerin de insanlar gibi duyguları olabileceğine inanırdı. Ona göre her çiçek, her ağaç, bir yaşam sürecinin parçasıydı ve bu süreç, yalnızca bakım değil, aynı zamanda duygusal bir bağ gerektiriyordu.

Ayşe, Serap’ın etrafında dolaşırken, "Nergisler sadece su ve güneşle mi var olur?" diye sordu kendi kendine. "Bence yalnızlık da bir sorundur." Ayşe, bitkinin etrafındaki havayı inceleyerek, Serap’la arasındaki hissiyatı güçlendirmeye çalıştı. O, her bitkinin bir öyküsü olduğuna inanıyordu. "Bu çiçek açmak istiyorsa, ona sadece bakım değil, biraz da ilgi vermeliyim."

Ayşe, nergisin dilini anlamaya çalıştı. Onun için nergis sadece bir bitki değil, bir ilişkiydi. Serap’ın yalnızlığını ve eksikliğini hissetmişti. Onunla empati kurarak, önce toprağa biraz sessizlik ve huzur verdi. Ayşe, bir çiçeğin büyüyebilmesi için fiziksel değil, ruhsal bir ortamın da gerekli olduğuna inanıyordu. "Çiçekler, bazen sahip olduğu toprağın duygularına da ihtiyaç duyar," dedi kendi kendine. “Sadece güneş ışığı yetmez, ruhu da beslemek gerekir."

Ayşe’nin bakış açısı, doğanın ve canlıların arasında bir ilişki kurmaktan geçiyordu. Hasan’ın çözüm odaklı yaklaşımına göre, Ayşe'nin yaklaşımı daha çok ilişkisel bir bağ kurma çabasıydı. Ayşe, her şeyin bir duygusal karşılığı olduğuna inanıyor, nergisle de bir bağ kurmanın gerek olduğunu hissediyordu.

Birlikte Çalışarak Öğrendikleri: Doğa, Çözüm ve Duygu Arasındaki Denge

Gün batarken, Hasan ve Ayşe birlikte nergisin etrafında durmuşlardı. Hasan, nergisi daha teknik bir gözle, Ayşe ise duygusal bir bağ kurarak anlamaya çalışmıştı. Ama ikisi de fark etmişti ki, doğa sadece hesaplarla değil, aynı zamanda duygularla da şekillenen bir şeydi. Bir bitkinin bakımında dikkat edilmesi gerekenler sadece fiziksel faktörler değildi; bitkinin ruhunu anlamak, ona gereken ilgi ve sevgiyle yaklaşmak da önemliydi.

Hasan, Ayşe’ye dönerek, “Doğru bakımın sadece su ve ışıkla olmayacağını kabul ediyorum,” dedi. “Belki de nergis, büyümesi için sadece doğru toprak ve iklimden değil, biraz da içsel bir dinginlikten besleniyor.”

Ayşe gülümsedi. "Evet, nergis ne sever diye düşündüğümüzde, aslında ondan en çok ne alacağımızı değil, ona nasıl vereceğimizi sorgulamalıyız. Belki de her çiçek, bazen sadece yalnızca var olmayı değil, birisi tarafından sevilmeyi de ister."

Sonuç: Nergis Çiçeği Ne Sever?

Serap, bu iki bakış açısını bir arada düşündüğünde, nihayet aradığı cevabı buldu. Nergis çiçeği, sadece su ve güneşin değil, aynı zamanda ilginin, sevginin ve empatiyle gösterilen bakımın da bir araya geldiği bir varlık olarak hayatına devam etti. Onun için bu sorunun cevabı çok basitti: Nergis, büyümek ve parlamak için, hem fiziksel hem de duygusal bakım isterdi.

Şimdi sizlere soruyorum: Bir çiçek için doğru bakım nedir? Bir bitki, sadece fiziksel ihtiyaçları mı karşılandığında büyür, yoksa ona gösterilen duygusal ilgi de bu sürecin bir parçası mı? Forumda görüşlerinizi paylaşın ve bu dengeyi nasıl kurduğunuzu anlatın!
 
Üst