Nefis Olmasaydı, Kimsenin Sinemada Patlamış Mısır Satın Alacak Parası Kalmazdı!
Düşünsenize, sabah işe gitmek üzere hazırlanan bir adam, yemek yemeye kalktı. Tabağında bir dilim peynir, biraz zeytin ve bir parça ekmek var. Ama gözünde tek bir şey var: “Kahvaltı ne zaman bitecek, ben saat 9’daki toplantıya yetişmeliyim!” O esnada nefis kaybolmuş! Adam, doygunluk hissiyle değil, sadece stratejik bir düşünceyle kahvaltısını geçiştiriyor. İşte, o an her şey değişiyor. Ne olacak? İş dünyasında neler yaşanacak? Kafede saatlerce latte içen insanları kimse anlamayacak! Her şey mantıklı bir “bu işin sonu nereye gider?” sorusunun cevabıyla sınırlı olacak.
Gerçekten, insanda nefis olmasaydı, ne olurdu? Hadi gelin, bu konuya biraz eğlenceli bir açıdan bakalım ve farklı bakış açılarıyla keşfe çıkalım. Erkeklerin “problemi çözme” yaklaşımından kadınların “herkesle ilişki kurma” bakış açısına kadar değişik karakterlerle konuya dalalım.
Nefis Yoksa, Duygular Hızla Geri Plana Atılır: Erkekler Ne Yapar?
Bir erkek olarak, ben diyorum ki: “Bu senaryo müthiş bir fırsat olabilir!” Hadi, biraz ciddiyetle bakalım: Erkeklerin çoğu, genellikle hayatta bir hedefe ulaşmak için çeşitli stratejiler geliştirir. “Yavaşça iki adım geriye çekilip en iyi çözümü nasıl bulurum?” sorusu, çoğu erkek için sıkça içsel bir motivasyon kaynağıdır. Eğer nefis olmasaydı, meseleler netleşirdi. Yemek yemeye başlamadan önce düşünülecek onca şey varken, günün ilerleyen saatlerinde ne yiyeceğini düşünmekle uğraşmazdık.
O zaman akıllara şu gelir: “Ya biz erkekler, yemek yerken bile çözüm odaklı olmasaydık?!” Şu an herkesin içinde bir içsel “optimizasyon” çabası olabilir; her şey “en uygun, en verimli nasıl yapılır?” yaklaşımına dayalı olabilir. Belki de sonrasında iş yerindeki toplantılarda, biri ağzını açarken "Bu iş nasıl daha hızlı ve verimli yapılır?" diye söze gireceksiniz. Bu durumda, kimseyle anlaşmak zorlaşacak! İnsanlar birer robot gibi verimli düşüncelerle dolacak ama hep bir eksiklik olacak: Empati.
Kadınlar, Empatik Bir Nefisle Duygusal Zeka Edinebilirler Mi?
Kadınlar için durum çok farklı olabilir. Nefis yoksa, sabah kahvaltıdaki o kırılgan hissiyat da ortadan kalkar. Gözlerindeki o derin anlamlı bakış yerini mantıklı bir “plan”a bırakır. Ama bu, kadınların doğal olarak daha empatik ve ilişki odaklı yapılarından bir şey kaybedeceği anlamına gelmez. Şu anda, içindeki “neyim eksik?” sorusuyla, herkese pozitif bir yaklaşımda olma çabasıyla geçen bir sabahı tahayyül edin.
Peki, empati kaybolsa, duygular nasıl yönetilir? Çoğu kadın, duygusal zekasını ilişkilerinde ve çevresiyle kurduğu bağlarda kullanırken, bu “doğaüstü” insani hislere dayalı bağlantıyı nasıl kaybeder? Belki de insanları anlamak, işte bu yüzden bizim doğamızda! Ama empatik bir yapıya sahip olan kadınlar bile, nefis ve ilişkisel bağları bu kadar etkileyici hale getiremezdi. Dünyanın 50%’ini oluşturan kadınlar, birbirleriyle kurdukları bağlarda güvenli limanlar yaratır; ama nefis olmasa, muhtemelen tüm ilişkiler statik bir “kurallar bütününe” dönüşecekti.
Nefis Olmadan Bir Toplum Nasıl İşler? Kafelerde Farklılıkları Keşfetmek
Eğer toplumda nefis tamamen yok olsaydı, acaba ne olurdu? İş yerinde, her şeyin sadece mantıklı ve mantıksal bir zihin egzersizi haline gelmesi muhtemeldi. Ama en ilginç kısmı, sosyal hayatta karşımıza çıkacak olan değişiklikler olurdu. Örneğin, bir kafeye gittiğinizde, kimse saatlerce latte ya da çay içmeyecek. Oturacak yer arayışında da içsel bir “verimlilik” duygusu olacağı için, kimse kimseyle sohbet etmeyecek.
İnsanlar, birbirlerine yemek yedikleri için değil, sadece vakit kaybı olmadan birbirlerini görmek istedikleri için buluşacaklar. Hatta romantizm bile mantıklı bir sosyal bağa dönüşecek. “Evet, senden hoşlanıyorum çünkü birlikte etkili kararlar verebiliyoruz.” Hangi çifti böyle bir dil konuşarak tanırsınız?
Ne Olacak? İnsanlık Bunalıma mı Girecek?
Şimdi, ne olduğunu biraz daha tartışalım. İnsanda nefis kaybolsa, kimse duygusal anlamda “mutlu” olamayacak. Çünkü tüm hayatın amacı hep bir şeylere ulaşmak, bir şeyleri başarmak… Sonuçta, hayatta hiçbir şey bize keyif vermiyor olsa, insanlar neyle mutlu olacak? Elbette aşk, arkadaşlık, anlayış gibi değerler insanları birbirine yakınlaştırır ama onlarsız bir dünya mümkün mü? Hayatın amacını oluşturan temel hislerden biri de nefisin arka planda olmasıydı!
Bunu biraz daha ileri götürürsek, dünyada ne kapitalizm, ne sosyal medya, ne de “tüketim toplumu” gibi şeyler var olamayacak! İnsanlar, aç gözlülük ya da zevk arayışı yerine, “sadece mantıklı olan” bir yaşam biçimine yönelir. İşte burada, insan ilişkileri tamamen değişir. Biri “çalışmaya başla” dediğinde, bir insanın iş yerine giderken mutlu olması gerekir mi? Ya da sohbet ederken birinin duygusal anlamda kendini rahatlatması?
Sonuçta… Hayatın Tadını Çıkarmak İçin Ne Kaldı?
Her şeyin mantıklı olduğu bir dünyada, en büyük eksiklik şüphesiz, insani duygu ve anlık istekler olacaktır. O yüzden şunu diyebiliriz: Nefis kaybolursa, dünya doğru yönde ilerleyemez. Çünkü insanın büyüsünü ve bağlarını oluşturan şey de duygular ve istekleridir. Ama, yine de, nefis olmasa bile insan hala insan kalır.
O yüzden bir gün, kimse “kahve içmek istemiyorum, hemen bir toplantıya geçmeliyim” demeyecek, kimse sabah uyandığında kahvaltısındaki o “bütün gün ne yapacağım” sorusuyla mutsuz olmayacak! O zaman da herkes mutlu olacak mı? Belki evet, belki hayır. Ama yine de, hayatta renkler, duygular ve o tatlı istekler olmadan bir hayat düşünemem…
Düşünsenize, sabah işe gitmek üzere hazırlanan bir adam, yemek yemeye kalktı. Tabağında bir dilim peynir, biraz zeytin ve bir parça ekmek var. Ama gözünde tek bir şey var: “Kahvaltı ne zaman bitecek, ben saat 9’daki toplantıya yetişmeliyim!” O esnada nefis kaybolmuş! Adam, doygunluk hissiyle değil, sadece stratejik bir düşünceyle kahvaltısını geçiştiriyor. İşte, o an her şey değişiyor. Ne olacak? İş dünyasında neler yaşanacak? Kafede saatlerce latte içen insanları kimse anlamayacak! Her şey mantıklı bir “bu işin sonu nereye gider?” sorusunun cevabıyla sınırlı olacak.
Gerçekten, insanda nefis olmasaydı, ne olurdu? Hadi gelin, bu konuya biraz eğlenceli bir açıdan bakalım ve farklı bakış açılarıyla keşfe çıkalım. Erkeklerin “problemi çözme” yaklaşımından kadınların “herkesle ilişki kurma” bakış açısına kadar değişik karakterlerle konuya dalalım.
Nefis Yoksa, Duygular Hızla Geri Plana Atılır: Erkekler Ne Yapar?
Bir erkek olarak, ben diyorum ki: “Bu senaryo müthiş bir fırsat olabilir!” Hadi, biraz ciddiyetle bakalım: Erkeklerin çoğu, genellikle hayatta bir hedefe ulaşmak için çeşitli stratejiler geliştirir. “Yavaşça iki adım geriye çekilip en iyi çözümü nasıl bulurum?” sorusu, çoğu erkek için sıkça içsel bir motivasyon kaynağıdır. Eğer nefis olmasaydı, meseleler netleşirdi. Yemek yemeye başlamadan önce düşünülecek onca şey varken, günün ilerleyen saatlerinde ne yiyeceğini düşünmekle uğraşmazdık.
O zaman akıllara şu gelir: “Ya biz erkekler, yemek yerken bile çözüm odaklı olmasaydık?!” Şu an herkesin içinde bir içsel “optimizasyon” çabası olabilir; her şey “en uygun, en verimli nasıl yapılır?” yaklaşımına dayalı olabilir. Belki de sonrasında iş yerindeki toplantılarda, biri ağzını açarken "Bu iş nasıl daha hızlı ve verimli yapılır?" diye söze gireceksiniz. Bu durumda, kimseyle anlaşmak zorlaşacak! İnsanlar birer robot gibi verimli düşüncelerle dolacak ama hep bir eksiklik olacak: Empati.
Kadınlar, Empatik Bir Nefisle Duygusal Zeka Edinebilirler Mi?
Kadınlar için durum çok farklı olabilir. Nefis yoksa, sabah kahvaltıdaki o kırılgan hissiyat da ortadan kalkar. Gözlerindeki o derin anlamlı bakış yerini mantıklı bir “plan”a bırakır. Ama bu, kadınların doğal olarak daha empatik ve ilişki odaklı yapılarından bir şey kaybedeceği anlamına gelmez. Şu anda, içindeki “neyim eksik?” sorusuyla, herkese pozitif bir yaklaşımda olma çabasıyla geçen bir sabahı tahayyül edin.
Peki, empati kaybolsa, duygular nasıl yönetilir? Çoğu kadın, duygusal zekasını ilişkilerinde ve çevresiyle kurduğu bağlarda kullanırken, bu “doğaüstü” insani hislere dayalı bağlantıyı nasıl kaybeder? Belki de insanları anlamak, işte bu yüzden bizim doğamızda! Ama empatik bir yapıya sahip olan kadınlar bile, nefis ve ilişkisel bağları bu kadar etkileyici hale getiremezdi. Dünyanın 50%’ini oluşturan kadınlar, birbirleriyle kurdukları bağlarda güvenli limanlar yaratır; ama nefis olmasa, muhtemelen tüm ilişkiler statik bir “kurallar bütününe” dönüşecekti.
Nefis Olmadan Bir Toplum Nasıl İşler? Kafelerde Farklılıkları Keşfetmek
Eğer toplumda nefis tamamen yok olsaydı, acaba ne olurdu? İş yerinde, her şeyin sadece mantıklı ve mantıksal bir zihin egzersizi haline gelmesi muhtemeldi. Ama en ilginç kısmı, sosyal hayatta karşımıza çıkacak olan değişiklikler olurdu. Örneğin, bir kafeye gittiğinizde, kimse saatlerce latte ya da çay içmeyecek. Oturacak yer arayışında da içsel bir “verimlilik” duygusu olacağı için, kimse kimseyle sohbet etmeyecek.
İnsanlar, birbirlerine yemek yedikleri için değil, sadece vakit kaybı olmadan birbirlerini görmek istedikleri için buluşacaklar. Hatta romantizm bile mantıklı bir sosyal bağa dönüşecek. “Evet, senden hoşlanıyorum çünkü birlikte etkili kararlar verebiliyoruz.” Hangi çifti böyle bir dil konuşarak tanırsınız?
Ne Olacak? İnsanlık Bunalıma mı Girecek?
Şimdi, ne olduğunu biraz daha tartışalım. İnsanda nefis kaybolsa, kimse duygusal anlamda “mutlu” olamayacak. Çünkü tüm hayatın amacı hep bir şeylere ulaşmak, bir şeyleri başarmak… Sonuçta, hayatta hiçbir şey bize keyif vermiyor olsa, insanlar neyle mutlu olacak? Elbette aşk, arkadaşlık, anlayış gibi değerler insanları birbirine yakınlaştırır ama onlarsız bir dünya mümkün mü? Hayatın amacını oluşturan temel hislerden biri de nefisin arka planda olmasıydı!
Bunu biraz daha ileri götürürsek, dünyada ne kapitalizm, ne sosyal medya, ne de “tüketim toplumu” gibi şeyler var olamayacak! İnsanlar, aç gözlülük ya da zevk arayışı yerine, “sadece mantıklı olan” bir yaşam biçimine yönelir. İşte burada, insan ilişkileri tamamen değişir. Biri “çalışmaya başla” dediğinde, bir insanın iş yerine giderken mutlu olması gerekir mi? Ya da sohbet ederken birinin duygusal anlamda kendini rahatlatması?
Sonuçta… Hayatın Tadını Çıkarmak İçin Ne Kaldı?
Her şeyin mantıklı olduğu bir dünyada, en büyük eksiklik şüphesiz, insani duygu ve anlık istekler olacaktır. O yüzden şunu diyebiliriz: Nefis kaybolursa, dünya doğru yönde ilerleyemez. Çünkü insanın büyüsünü ve bağlarını oluşturan şey de duygular ve istekleridir. Ama, yine de, nefis olmasa bile insan hala insan kalır.
O yüzden bir gün, kimse “kahve içmek istemiyorum, hemen bir toplantıya geçmeliyim” demeyecek, kimse sabah uyandığında kahvaltısındaki o “bütün gün ne yapacağım” sorusuyla mutsuz olmayacak! O zaman da herkes mutlu olacak mı? Belki evet, belki hayır. Ama yine de, hayatta renkler, duygular ve o tatlı istekler olmadan bir hayat düşünemem…